24 Oca 2009

En güzel 5 Windows 7 masa üstü resmini sizlerlerin beğenisine sunuyorum. Devamını oku…

23 Oca 2009

Soğuk savaş döneminde dünyanın ilk sosyalist devleti olan Sovyetler Birliği (SSCB, 1917-1991) ‘nin 4 Ekim 1957 yılında yörüngeye yerleştirdiği casus gözlem uydusu Sputnik başarısıyla birlikte Sovyetler, kıtalar arası füze yapımını gerçekleştirebildiğini de vurgulamış olmuşlardı.

Sovyetlerin bu hamlesi Amerika da büyük yankı uyandırmıştı. Casus gözlem uydusu stratejik bilgilerin gizliliğini ortadan kaldırabilecek bir etkendi yanı sıra kıtalar arası bir füzenin yapılabilmesi de Amerika için büyük bir tehdit anlamına geliyordu. Amerika tüm bunları göz önünde bulundurarak önlem paketleri arasında bugün “internet” dediğimiz farklı bir kavrama da yer verdi.

Soğuk savaş sonucunda ortaya çıkan internet bilgi çağının sinir sistemini oluşturmaya başladı.

ABD Savunma Bakanlığı bir nükleer savaş sonrasında bile işlevine bozulmadan devam edebilecek bir bilgisayar ağı yarattı. Eğer bilgisayar ağının bir bölümü arızalanmış ya da çalışmaz hale gelmişse bile sistemin diğer taraflarının çalışması bekleniyordu. ARPANET adı verilen bu ağ ABD deki bilimsel ve akademik çevreleri ve araştırmacılarını birbirine bağlıyordu. ARPANET bugünkü internetin yaratıcısı olmuştu.(1962).

1985 yılında ABD ‘nin TÜBİTAK ‘ı olarak düşünebileceğimiz National Science Foundation (NSF) araştırma ve eğitim iletişimi için kullanılmak üzere NSFNET adıyla bir seri bilgisayar ağı üretti. ARPANET protokollerine dayalı bu ağ NSFNET ile kıta çapında bir omurga üzerinde ABD araştırma ve eğitim kurumlarına ücretsiz servis vermeye başladı. Buna ek olarak kurumları bu ana omurgaya bağlayabilmek için bölgesel ağlar kurulmaya başlandı.

Kullanıcılar NSFNET in potansiyelini gördükçe ve erişimi kolaylaştıran yazılımların artmasıyla NSFNET çok kısa zamanda büyüdü. Sprint ve MCI gibi şirketler kendi ağlarını kurarak NSFNET ‘e bağladılar. İlerleyen zaman içersinde diğer ticari kuruluşların ve bölgesel ağ sağlayıcıların hızla çoğalmasıyla NSF omurga yöneticiliğinden çekildi.

Her ne kadar İnternetin ilk tohumları ARPANET sayesinde atılmış gibi gözükse de gerçekler ARPANET ‘in çalışanlarından hatta 2 numaralı adamı olan Bob Taylor bize gerçeği şu sözleriyle anlatıyor; Devamını oku…

23 Oca 2009

Çocukluğumda çok meşhurdu Burak Kut. Durmadan dinler durmadan dilimize dolar orada burada söylerdik. Geçti artık o günler “Komple” şarkısıyla şıkış yaptı son zamanlarda lakin o da kendi çalışması değildi pek. Yabancı bir parçanın soundunu kullandı. İyide yaptı adını duyurdu yeniden millete.

Neyse biz gelelim Kurak But ‘a kendisi Türk popunun geleceği olur belkide kim bilir. Geçmişten gelen tınılar bol bol var şarkılarında. “Aaa ben küçükken bu şarkı vardı.” ya da “Bak böyleydi eski pop şarkıları” gibi cümleler kurmanıza sebep olacaktır şarkıları dinlerken. Ben Wolkanca dan duydum bu Kurak But ‘u dedim benim sitemde de yer alsın bu abimiz. Buyrunnuz efem sizi şuradan alayın dinleyin parçalarını. Devamını oku…

17 Oca 2009

Senin en çok neyini sevemedim biliyor musun?

Hani hayalimiz vardı hatırlıyor musun? Sen bana en güzel müşteri deneyimini yaşatacaktın. Ben mutlu olacaktım ve sana yeni müşteriler getirecektim. Sen her gün benim sayemde belki yeni ürünler satacaktın. Ben her bilgisayarımı açtığımda sana bir kez daha minnettar kalacaktım… Neden olmadı?

Biliyorsun değil mi oyunu ilk bozan sen oldun. Ben sana ayak uydurdum. Devamını oku…

10 Oca 2009

Alakasız bir kaos ortamında bir intihar senfonisi tadında geçiyor hayat. Her gece başını yastığa koyduğunda ya da gözünü sabahın ilk ışıklarında manasız bir şekilde her açışında aslında hayatı yaşadığını sanıyorsun.

Kendine dürüst ol. Geç aynanın karşısına ve bak siluetinin gözlerinin içine. Gözlerindeki derinliğe bak. Sana neler anlattığını dinle, ama önce kendine dürüst ol. O gözlerin sana anlatacaklarını sindirebilecek misin?

Okula, işe, kafeye ya da daha başka bir ortama girdiğinde neler geçiyor aklından? Neyi istiyorsun en çok?

Gördüğün her şeyi mi? Yoksa gördüklerin arasında sadece en güzel olanı mı? Yoksa sadece mantığına yatanı mı? Devamını oku…

10 Oca 2009

İnsan çoğu zaman kendisini kandırır. Kendisini hep olduğundan daha büyük ve önemli görmek istemesinden kaynaklanır bu. Ve bu yüzdendir ki ben kendisiyle dalga geçebilecek cesareti olanları hep sevmişimdir. Kendisiyle dalga geçmeyi becerebilen insan eksik yönlerinin farkındadır. Eksiklerinin farkında olabilmek ise başarının en büyük öncülerindendir diye düşünüyorum. Devamını oku…

10 Oca 2009

“Aşağıdaki yazı, Ankara’da doğalgaz sızıntısı sonucu yaşamını yitiren yedi genç için yapılan habere olan ortak bir tepkidir. Katılıyorsanız yazıyı kopyalayıp blogunuzda yayınlayabilirsiniz.”

Şeklinde başlıyor yazı. Neredeyse tüm bloglarda mevcut. Lakin benim eklemek istediğim bazı şeyler var bu yazıyı yayınlayan blogcu arkadaşlara.

Amaç, “Vakit” gazetesinin “İsrail’in Gazze ’ye yönelik katliamına rağmen yılbaşını kutlayan duyarsız çevreler, çeşitli rezaletlerin yanı sıra facialara da sebep oldu…” şeklinde başlayan haberini kınamak.

Tamam, sonuna kadar bende karşıyım böyle bir söylemin yapılmış olmasına. Bu insanlıkla, vicdanla, hiçbir dini inançla bağdaşamayacak kadar yüz karası bir söylem. Fakat gazetenin belirli bir hedef kitlesi, belirli bir destekçi grubu var muhakkak.

Gelin konuya birde şu şekilde yaklaşalım. Devamını oku…

10 Oca 2009

Şimdi başlığı okuyunca “Sans” kelimesini yanlış yazdığımı düşünebilirsiniz lakin başlık doğru. Hatta bence bu başlık kusursuz oldu.  Yani, “Şans” falan yazmaya çalıştığımı zannetmeyin.
Sans kelimesi Fransızca da olumsuzluk anlamı katan bir sözcüktür. Tıpkı İngilizcedeki “without” kelimesi gibi sonrasından gelen sözcük üzerinde olumsuzluk etkisi yaratır.

Sans şeref = Şerefsiz

Şerefsizliğin hayata olumsuzluk katması ve tasarıma olan ilgim göz önüne alındığı takdirde hayattaki en erotik dil olduğuna inandığım Fransızcadan bir alıntı yapmış olmam pekte nahoş bir durum oluşturmaz sanırım. Devamını oku…

29 Ara 2008

Teknolojinin her türlü nimetinden sonuna kadar yararlanıyoruz. Friendfeed de neler yapıp neler sevdiğimizi herkese duyuruyoruz. Twitter ile şuan nerede ne yaptığımızı anlık olarak arkadaşlarımıza bildirebiliyoruz. Hazırladığımız bloglarda en değerli makalelerimizi sanat eserlerimizi paylaşıyoruz.  Fakat şunu unutuyoruz; Gelecek nesiller bizlerden haberdar olamayacak. Devamını oku…

17 Ara 2008

Malum yaklaştı yine 31 Aralık. Her sene aynı sıkıntı aynı stres. Yılbaşı gecesi için mekan seçimi, hediye seçimi vs.

Bende ufak tefek derlemelerle sizlere yardımcı olmak istedim.  İlk derlememiz bilgisayarınız için duvar kağıtları.

İşte başlıyoruz… Devamını oku…